Korkuyorum. Neden diye sakın sorma bana! Eksiktim senden önce. Kayıp parçamı aradım yıllarca. Tamamlandığımı düşündüğüm anlarda, kopkoyu bir yalnızlığın ortasında buldum kendimi. Şimdi tenime...
Son kez baktı ardına...odanın en ucunda ki aynaya ilişti gözü...ne kadar olmuştu kendini görmeyeli....evin her yanı aynalarla doluydu oysa...özlediği kendine baktı...baktı...Şaşkın dı...şaşkınlığı gözlerine yürüdü...oradan yanaklarına...
Zaten hiç tadım yok kaç gündür...ne ellerinde ne dudaklarında...Hele bir akşam olsun iyice hüzünleneyim önce, sonra oturup bir minderin üstüne mendil bile almadan elime, gözlerim...
Ne tuhaf bir duygudur bu! Yitip gitmeler, yarımkalmalar.. Bir ses çığlık çığlığa içimde, susturamıyorum.. Kanatlanıp uçmak geliyor ama bir ustura dayalı dudaklarımda, bağıramıyorum. Çocuklara bakıyorum...
Saat kaç buçuğuydu gecenin bilmiyorum ama bekliyordum, kimi yada neyi beklediğimi bilmeden. Günler, saatler, dakikalar bıktılar benle olmaktan, çekip gittiler azar azar. Kaldım ortada, tek...
Siz hiçmutlakayetişmeniz gereken bir otobüsükaçırmak içinyavaş yavaşyürüdünüz mü?
Konuşacak mısın? ……………... Neden ? çok mu acı veriyor?. ………………… Yüzüm niye böyle? Hiç merak etti mi nedenini? Hadi bugün gevezeliğim üstümde gel de anlatayım....
Sana yazmıyorum aslında ben, kağıda yazıyorum, duvara, perdelere, koltuklara, kapılara, kuşlara ve çimenlere ve bulutlara yazıyorum. Yazdıkça, ne kadar sakınsan kendini benden, ne kadar itsen...
Pazartesiymiş, Salıymış veya Çarşamba, artık hiç fark etmiyorki Sen olmayınca, telefonlar çalıyor açıyorum, iyiyim diyorum karşıdaki hatırımı soran sese, benimde artık bir yalanım var. Mevsimsizliğin...
Senden sonra hiç ulaşamadım ulaşmak istediğim noktalara çünkü beş duyumun bittiği yerde Sen vardın artık. Senin yaşadığın şehrin sınırları ile birbirine değmeyecek kadar uzak...
Bu masalın sonunu Sen yazmamalısın; ben kazımalıyım çaresizliğimle. Hani diyorlarya çare'Sizsiniz' die; çaresizim ben. Yokum diyorsan git o halde. Şimdi hangi müziğin hangi notasındasın yada...
Ayrılığın acısından bahsediyor radyoda çalan şarkı. “Dinmiyor hiç bu akşam ne gözyaşım ne acım, bu akşam her akşamdan Sana pek çok muhtacım.” Ahh bu...
Çaresizliğime anlatmak istiyorum Seni, biraz mahçup gözlerle, biraz yanlızlığımı katarak sevgime ve birazda Sana olan kırgınlığımı katık ederek. Arapsaçına dönen şu dünyamda bir güzellikde...
Bugün hatıralarımı yoklamak istedim ve Seni geçirdim gözümün önünden, tıpkı bir film şeridi gibi. Yüzünü ve masum gülüşünü aradım hatıralarımın ağlayan suretinde. Yalnızlığını solurken seninle...
Hadi bakalım herkes aklına ilk gelen kelimeyi söylesin bütün dürüstlüğüyle. Kopya çekmek serbest olsun anılardan, dönüp şöyle bir baksın herkes, en çok nerede yanlış yapmışlar...
Merak ediyorum; Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar? Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden. Mızıkçılık mı...
“Nedir” “gitmek”? “Gitmek nedir” diye düşünmeden “giden” nereye “varır”diye düşünmek lazım sanırım. İnsan ya kendine gider yada kendinden gidermiş sizinki nasıl bir gitmedir...
Senle olan günlerimi sensizliğe gömüyorum bakışların benden bir şey saklamayacak artık. Hala ezberimdesin unuttukça bakıyorum resimlerine. Sana hala ihanet edemedim, aklımda kalan tek şey o...
O gece sen gidiyordun ve yıldızlar kayıyordu gökten, sanki ay ağladı birdenişte o zaman kalbime gömüldün en derinden… O gece sen gidiyordun ve aramızdaki her şey...
Eskiden biz ikimiz seninle gökle deniz gibiydik;- Birmizin üstüne bulut çökse - öbürümüz kararırdı- Birimize hava azıcık açsa - Her şey mavileşirdi öbürümüze.Eskiden biz ikimiz...
Kış ayında doğduğum için mi bilinmez, başka yaşarım kışları. Ne yaşadıklarımla ilgisi vardır, ne de yaşamadıklarımla, daima bir hüzün vardır içimde. Hele sonbahara bayılırım...
Ve birgün daha geçti sensiz. Sensiz dediğime bakma aslında sen hep aklımdaydın ama aklım benimle değildi ki...Daha ne kadar dayanırım sensizliğe, sessizliğe, bizsizliğe, yarım yaşamaya....